Kadın dendiğinde aklıma ilk gelen erkek oluyor ister istemez,erkek dendiğinde ise tabi ki toplum geliyor ama heteroseksist olanından..daha sonrasında da tabi ki akla ilk gelen "Toplumsal Cinsiyet Politika"larıdır.
1957'den Günümüze AB'de Toplumsal Cinsiyet Politikaları toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın ve demokratikleşmenin en önemli parçalarından biri olarak görülmektedir.Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik bu çalışmalar birliğin bütün üyelerinde "eşit işe eşit ücret" ilkesiyle başlamış ve gelişmiştir.(1957 Roma Ant./md.119 )Bugün, AB'de kadınlar ve erkekler için fırsat eşitliği mevzuatını uluslararsı antlaşmalar, Avrupa Konseyi direktifleri, Adalet Divanı kararları, 1982 yılından beri uygulanan "Kadınlar ve Erkekler için Eşit Fırsatlar" Ortak Eylem Programları ve AB Anayasası oluşturmaktadır.
1980'lere kadar baktığımızda toplumsal cinsiyet çerçevesinde kadın ve erkek eşitliği söz konusuyken bu tutum 80'lerden sonra bu tutum pozitif ayrımcılık olarak daha ileri bir seviyeye çıkarılmıştır.Daha sonra ki aşama ise 97 Amsterdam ant. ile "gender mainstreaming" diye yeni bir oluşum ortaya çıkmıştır.Bu anlayis ise kadin ile erkegin farkli olduklari kabul eder,ancak yapmaya calistigi bu farkliliklarin kisilerin yasam kosullarini olumsuz etkileyecek sonuclara yol acmasini engellemektir.Zira insan haklarinın en basta gelen ilkesi, insanlarin esit olduğudur.Ayrıca hem uluslararası hemde ulusötesinde çeşitli üniversiteleri ve STK'ları bu eşitsizliği önlemeye yönelik teşviktir.
Bütün bunlara rağmen bizim neden toplumsal cinsiyet konusunda bu kadar geride kaldığımızın ve aşırı heteroseksist bir temele ait olduğumuzun göstergesi AB ile olan müzakerelerin devam etmesiyle açıklana bilir mi ? ( Evet ben de güldüm. ) Bu konudan biz kadınlar olarak en fazla engeli önümüze yine biz koyuyoruz.Batıda yapılan çalışmalar çiftlerin cinsiyet eşitliğine artık eskiye oranla daha fazla inandıklarını gösteriyor.Birisi gelip ev işleri konusunda eşiniz size yardım ediyor mu ? ya da siz onun yardım etmesini istiyor musunuz ? Hayat sizce gerçekten müşterek mi ? dediğinde ilke olarak evet çiftler arasında eşit paylaşım olmalı derken iş icraata geldiğinde nedense bu pek böyle olmuyor!(Alıştırmışız anacım.)Ha bir de hizmet edip aferin almayı bekliyoruz,erkeklerin etrafında fır dönüp işlerini yapınca gel bakim "bi öpem seni" demeleri hoşumuza gidiyor böylece yuvayı dişi kuş yapar söylemi top 5'teki yerini koruyor.Kadınlar kendilerini kendi eşleriyle değil daha çok diğer kadınlarla bir araya geldiğinde kimin eşinin ne kadar iş yaptığıyla ya da hangi işi yaptığıyla ilgileniyorlar.Halbu ki asıl ilgilenilmesi gereken karı kocanın üzerinde ki iş yükümlülüğüdür kadınların bir araya gelip kimin eşinin ne kadar iş yaptığıyla ya da hangi işi yaptığıyla değil.
Kadının yaptığı iş hiç bir zaman iş olarak gözükmezken diğer taraftan erkeğin yemeğin yanına salatayı hazırlaması bile sanki bin dereden su getirmişcesine değerli olabiliyor işte tam bu noktada toplumların cinsiyetler üzerine yüklediği anlamlar devreye giriyor.Karşımızda ki erkeğin sevgisini,beğenisini ya da her neyse kazanmak için bile maharetimizi kullanıyoruz öyle ya sen kadınsın temiz,titiz,maharetli..on parmağında on marifet olmalı..sana ellerimle bunu yaptım..erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer...miş falan aman efendim her midesine giden şey kalbindeyse yandık..
Unutmayın siz siz olun kadınlığınızın farkına varın !
Haftaya bu heteroseksist sistemin diğer bir "öteki"'leri olan LGB
T'leri yazacağım.
disibilirherisi
disibilirherisi
24 Eylül 2011 Cumartesi
Politika ve İlişkilerimiz
Politika ve İlişkilerimiz
Herşey değişiyor ,insanların birbirleriyle olan ilişkileri değişiyor çünkü asıl değişen modernize olan çıkarlar oluyor.Tıpkı devletlerinki gibi insanların ilişkileride ,bugün dostane geçinen yarın düşman olabiliyor.Herşeyin değişmesi sadece çıkarların değişmesine yada çıkarlara sahip olmakla kalmamakta devletlerde status quo'yu korumaya çalışmaktadır,bu birazda ilişkisinden memnun olan çiftler için geçerlidir ama ya memnun olmayanlar..!? tabiki devletlerde olduğu gibi ilişkilerimizde de herzaman için bir B planı vardır değil mi? Evet dediğinizi duyar gibiyim.Peki ama nedir bu,işte o yeni yelkenler açmaktır,yeni insanlarla tanışmak yeni ilişkiler kurmak ,sorunlu olan ilişkimize son verip revisyonist bir şekilde devam etmek ,unutmayalım ki ülke,devlet kalıcıdır ama hükümet değişir.Bir ilişkide olmazsa olmaz olan şey nedir diye sorsam vereceğimiz cevap aynıdır bazı istisnaları saymazsak tabi,peki ama nedir bir ilişkide en önemli olan , kişilerin var olan ilişkilerini koruması ya da değiştirmesi neye bağlıdır? Tabiki olmazsa olmaz dediğimiz güven duygusuna.Aynı şey sadece kişiler arasında değil , uluslararası alanda devletler arasında da oldukça önemlidir eğer birinden biri diğerine karşı olan güvenini kaybederse ne olur? Çiftler birbirine trip atmaya başlarlar, ya biri gider diğeri kovalar , ya da ikiside kaçar işte bu noktada devletler arasında soğuk savaş çıkar, ortam gittikçe gerilir, artık maç uzatmalara kalmıştır hakemin biran önce düdüğü çalıp oyunu bitirmesi beklenilir işte bu noktada çiftler arasına üçüncü şahıslar,arabulucular yani hakemler girer ve artık negotiationsların yani devletler arasında müzakerelerin başladığı yerdir bu nokta amaç ise bellidir..Çiftler arasındaki var olan birlik ve beraberliği sağlamak,onları yeniden bir araya getirmektir, yani uluslararası arenada devletlerin birbirleriyle olan ya da olacak olan çatışmalarını engellemek ya da sağlam bir ilişkiden söz ediyorsak ortadan kaldırmak temel amaçtır. Hepimizin en az bir kere duyduğu bir şey vardır aslında, ya ilişkimizde,ya ailemizde,ya da uluslararası arenada..ne mi? Aaa bak işte ben sana demiştim çok yüz verdin bu kıza baştan ipleri kaptırmayacaktın..İpleri kaptırmamak..işte kilit nokta bu ,sorun burdan çıkıyor.Hepimiz her zaman en güçlü olmak ve sınırlı olsa da olmasa bütün kaynaklara sahip olmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de ilişkilerimizi çoğu zaman zedeliyoruz.Çiftler arasında sürekli üstün gelme yarışı söz konusu tıpkı uluslararası alanda devletlerin en güçlü olup domine etme isteği gibi.
Herşey değişiyor ,insanların birbirleriyle olan ilişkileri değişiyor çünkü asıl değişen modernize olan çıkarlar oluyor.Tıpkı devletlerinki gibi insanların ilişkileride ,bugün dostane geçinen yarın düşman olabiliyor.Herşeyin değişmesi sadece çıkarların değişmesine yada çıkarlara sahip olmakla kalmamakta devletlerde status quo'yu korumaya çalışmaktadır,bu birazda ilişkisinden memnun olan çiftler için geçerlidir ama ya memnun olmayanlar..!? tabiki devletlerde olduğu gibi ilişkilerimizde de herzaman için bir B planı vardır değil mi? Evet dediğinizi duyar gibiyim.Peki ama nedir bu,işte o yeni yelkenler açmaktır,yeni insanlarla tanışmak yeni ilişkiler kurmak ,sorunlu olan ilişkimize son verip revisyonist bir şekilde devam etmek ,unutmayalım ki ülke,devlet kalıcıdır ama hükümet değişir.Bir ilişkide olmazsa olmaz olan şey nedir diye sorsam vereceğimiz cevap aynıdır bazı istisnaları saymazsak tabi,peki ama nedir bir ilişkide en önemli olan , kişilerin var olan ilişkilerini koruması ya da değiştirmesi neye bağlıdır? Tabiki olmazsa olmaz dediğimiz güven duygusuna.Aynı şey sadece kişiler arasında değil , uluslararası alanda devletler arasında da oldukça önemlidir eğer birinden biri diğerine karşı olan güvenini kaybederse ne olur? Çiftler birbirine trip atmaya başlarlar, ya biri gider diğeri kovalar , ya da ikiside kaçar işte bu noktada devletler arasında soğuk savaş çıkar, ortam gittikçe gerilir, artık maç uzatmalara kalmıştır hakemin biran önce düdüğü çalıp oyunu bitirmesi beklenilir işte bu noktada çiftler arasına üçüncü şahıslar,arabulucular yani hakemler girer ve artık negotiationsların yani devletler arasında müzakerelerin başladığı yerdir bu nokta amaç ise bellidir..Çiftler arasındaki var olan birlik ve beraberliği sağlamak,onları yeniden bir araya getirmektir, yani uluslararası arenada devletlerin birbirleriyle olan ya da olacak olan çatışmalarını engellemek ya da sağlam bir ilişkiden söz ediyorsak ortadan kaldırmak temel amaçtır. Hepimizin en az bir kere duyduğu bir şey vardır aslında, ya ilişkimizde,ya ailemizde,ya da uluslararası arenada..ne mi? Aaa bak işte ben sana demiştim çok yüz verdin bu kıza baştan ipleri kaptırmayacaktın..İpleri kaptırmamak..işte kilit nokta bu ,sorun burdan çıkıyor.Hepimiz her zaman en güçlü olmak ve sınırlı olsa da olmasa bütün kaynaklara sahip olmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de ilişkilerimizi çoğu zaman zedeliyoruz.Çiftler arasında sürekli üstün gelme yarışı söz konusu tıpkı uluslararası alanda devletlerin en güçlü olup domine etme isteği gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
